Diksiyon Denince Akla Gelen İsim Nazlı Demircioğlu İle Keyifli Bir Söyleşi
Güzel ve Etkili konuşma diksiyon denince akla gelen isim Nazlı Demircioğlu ile Vizyon Medya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Taner Özgür keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.
Taner Özgür : Nazlı Demircioğlu’nu nasıl tanımlarsınız ?
Nazlı Demircioğlu : Yaşama sevincini hep diri tutan, kendi ayakları üzerinde duran, mesleğine aşık, tuttuğunu koparan, yılmadan gayret gösteren azimli bir kız.. Ailede ve yakın çevrede dik başlı ama merhametli, iyi bir gözlemci ve analizci, esprili, aklına koyduğunu yapan, ulaşılmaz ve sert sanılan ve aksine oldukça mütevazı, cesaretli ve cabbar biri olarak bilinir Nazlı.
Taner Özgür : Son zamanlarda dünya genelinde diksiyon eğitiminin yaygınlaşmakta olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Nazlı Demircioğlu : Günümüzde sadece iletişim yapmak yetmiyor çünkü artık etkili iletişim çağındayız. Etkileyemeyen, ikna edemeyen, inandıramayan, dikkatleri üzerinde toplayamayanların kaybettiği bu iletileşme dünyasında artık salt gönderici – alıcı – kaynak – kod – dönüt vb. terimlerinden ziyade, gönderici – alıcı arasındaki kodların sadece anlaşılmasının yanı sıra dikkat çeken, ikna edici, inandırıcı ve özellikle de etkileyici olması giderek evrilen yeni rekabet düzeninde var olmayı gerektiren yazısız kurallar haline dönüşmüş durumda.
Taner Özgür : Ülkemizde diksiyon eğitimi yeterli mi? Eğitim sistemi içinde yer alması gerekli midir?
Nazlı Demircioğlu : Diksiyon dendiğinde; kelimeleri doğru söylemek, tonlama ve vurgulamaya dikkat etmek, jest ve mimikleri yerinde kullanmak gibi genel geçer bir tanımlama gelir akıllara. Diksiyon sanatının tüm kurallarına uyacak şekilde konuşun bir kimsenin eğer kibirli, memnuniyetsiz, kalp kırıcı ve sürekli eleştirel bir üslubu varsa o kişi sadece teorik kurallara uyacak şekilde konuşmuş olur. İşin teorik kısmını bir kenara bırakalım.
Her şeyden önce konuyu nerede, ne zaman, neden, niçin anlattığımızdan ziyade NASIL anlattığınız çok önemlidir. İşte tam burada nüans olarak ama etki bakımından azami derecede önemli bir terim olan Üslûp, sizi rezil de edebilir, vezir de. Ülkece çok büyük bir üslup sorunumuz var. Kavgalar, suçlar, haksızlıklar vb sorunların başlıca temeli de yanlış üslûp kullanımından kaynaklı. Bu yüzden diksiyon eğitimine çocukluk çağlarından başlanmasına, çocukların aile içinde şahit oldukları ve olumsuz örnek olarak benzer davranışları yaşıtlarına yansıtması yine bir akran zorbalığını da beraberinde getiriyor.
Taner Özgür : Uzun yıllar bir çok alanda eğitimler veriyorsunuz, yaşadığınız zorluklar oldu mu?
Nazlı Demircioğlu : Yaşadığım en genel zorluklardan biri, yazı dili ile konuşma dili arasındaki farkını insanlara kabul ettirmek. Çünkü yıllardan beri yanlış dahi olsa alışılageldik bir konuşma tarzı söz konusu. En sık rastladığım bir diğer zorluk ise öz güven problemi. İnsanların içlerinde kendilerinin bile fark edemediği güç ve potansiyel var. Fakat özgüvenli olmak konusunda cam tavan sendromundan çabuk çıkamıyorlar.
Taner Özgür : Diksiyon eğitimi başta olmak üzere bir çok alanda verdiğiniz eğitimlerle ilgili rakipleriniz bulunmakta, hatta tv sunucuları dahil! Sizi bu alanda tercih etmelerini neye bağlıyorsunuz?
Nazlı Demircioğlu : Benim eğitimlerimin çok eğlenceli geçtiğini ve öğrencilerimin iç dünyalarına büyük farkındalıklar kattığım söylenir. Ben hiçbir dersimde sadece diksiyon dersi anlatıp gitmedim.
Benim ders işleyiş şeklim sorun odaklı ve çözüm üretici yaklaşımda olduğundan öğrencilerimin kendilerini her ortamda ve koşulda karşılaşılabilinecek olumlu veya olumsuz durumlar/kişiler karşısında her zaman hazırlıklı ve tetikte olmaları için öğrencilerimin kendilerini en iyi şekilde ifade etmeleri adına yetiştirdiğimden bu alanda beni tercih ediyor olabilirler.
Taner Özgür : Sizi biraz daha tanımak istersek ?
Nazlı Demircioğlu : Ben 8 Şubat 1991 yılında Bursa’da doğdum. Eğitim hayatıma başladığım Bursa Özel Çakır İlköğretim Okulu, ardından Bursa Cumhuriyet Anadolu Lisesinden sonra Lisans Eğitimimi İstanbul Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Sinema ve Televizyon bölümünde, Yüksek Lisans Eğitimimi de yine İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Medya ve Kültürel Çalışmalar bölümünde yaparak, “1 Kasım 2015 Seçim Propaganda Faaliyetleri Kapsamında Cinsiyet Temsilleri” isimli tezimi yazarak literatüre geçmeyi başardım.
Kişisel ve mesleki eğitim gördüğüm dönemlerde Gülgûn Feyman, Mehpare Çelik, Attila Sarıkayalı, Sibel Savacı, Cihan Ünal, Rüştü Asyalı, Müge Oruçkaptan, Göksenin Uçarer Kaya gibi çok değerli ve ekôl isimlerden özel dersler aldım. Çalışma hayatıma 2013 yılında TV8 Ana Haber Merkezinde muhabir olarak başladım. Daha pek çok çeşitli ana akım medya kanallarında Haber Editörlüğü, Haber Perforeciliği ve Prompter Operatörlüğü görevleri yaptıktan sonra 2014 yılında 1001 Belgesel Film Festivalinde 2.lik ödülü aldığımız belgeselimizde set amirliği görevini üstlendim. 2016 yılında BJK TV’DE spor yorumcusu olarak “Nokta Tahminler” programı canlı yayınını sürdürdüm.
2017 yılında TBWA/İstanbul reklam ajansında Yaratıcı Reklam Yazarı olarak Türk Telekom ve Türk Telekom Survivor, Akbank, Atasay gibi markaların ekiplerinde çalıştım. 2018 yılında Eğitmenlik kariyerimi başlattım. Diksiyon, Spikerlik, Sunuculuk, Reklam Seslendirme ve Dublaj eğitmenliğinin yanında Zarafet, Görgü Kuralları/Adab-ı Muaşeret, Protokol Adabı, Sahne ve Mikrofon Hakimiyeti/Kürsü/Konferans Konuşmacılığı Koçluğu, Sahne Heyecanı Denetimi gibi özel, kurumsal ve siyasal danışmanlık yapmaktayım.
Taner Özgür : En büyük hayaliniz nedir ?
Nazlı Demircioğlu : Hayallerimin büyüğü ya da küçüğü yok çünkü kurduğum hayaller benim için birer hedeftir aslında. Pek çok hayalimi gerçekleştirmeye devam ediyorum. Çünkü hayallerinizin gerçekleşme payı, isteklelerinizin ütopik ölçütüne bağlıdır. Canım babamın daima kulağıma küpe yaptığım bir lafı vardır. “Sen işini kış tut, yaz gelirse bahtına.” Ve gayret safhasında her an tetikte olduğumdan dolayı nice başarılara imza atacağımın sözünü kendime inanarak veriyorum.”
Taner Özgür : Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Nazlı Demircioğlu : Ben işkolik biriyim. Ve benim branşım olan (diksiyon, nezaket, zarafet, gusto yaratmak, görgü kuralları, protokol adabı vb) seçtiğim meslek, çocukluk çağlarımdan bu yana zaten benim yetiştirilme ve yaşam tarzım olduğundan boş olan dediğimiz zaman dilimlerinde de kendimi mesleki olarak daha nasıl geliştirebileceğim hakkında okumalar, çalışmalar, akademik incelemeler yaparım. Ayrıca bu mesleği yapıyorsanız, haliyle kulağa hitap ettiğiniz kadar göze de hitap etmek durumundasınız. Bu yüzden her boş olduğum zamanlarımda haftalık rutinim olan kişisel bakımlarımı yaptırarak çalışma günlerimde vaktimi verimli şekilde değerlendiriyorum.
Taner Özgür : Yapmaktan hoşlandığınız şeyler nelerdir?
Nazlı Demircioğlu : Araba kullanmayı ve uzun yolculuklar yapmayı çok severim. Makyaj yapmayı ve alışverişe çıkmayı çok seviyorum. Ve en keyif aldığım şey bana bir şeyler katabilecek, tecrübelerinden yararlanabileceğim insanlarla uzun sohbetler yapmak.
Taner Özgür : İtibar Koçluğu diye bahsedilen eğitimden biraz bahseder misiniz ?
Nazlı Demircioğlu : İtibar Koçluğu aslında birer algı yönetimidir. İnsanlar belli bir dereceye kadar bizlerde ne gördüklerinin üzerinde kendilerince kontrol sağlama sınırına sahiptirler ve bu yüzden insanların ne düşündükleri belli bir sınır ölçüsünde elbette yönetilebilir. Özel ya da kurumsal fark etmeksizin etkili ve iz bırakan bir itibar temsiliyeti oluşturabilmek için hangi konulara yoğunlaşılması gerektiği ile ilgili tüm bilgi ve deneyimleri, küreselleşmeyle birlikte ciddileşen hiper rekabet ortamında başarılı olmak için başkaları üzerinde oluşturduğumuz algıyı nasıl yöneteceğimiz, bizim hakkınızdaki algıların başarılı ya da başarısız olarak iki sınıfa ayrılması tamamen bizim seçimimizdir.
Taner Özgür : En çok kimler tercih ediyor?
Nazlı Demircioğlu : Şirket Liderleri (Genel Müdür, CEO), Pazarlama / Halkla İlişkiler / Kurumsal İletişim Yöneticileri veya Kurumsal İtibar Yönetimi ile ilgilenenler ya da kişisel ya da siyasi olarak profesyonel imajını yenilemek ve değiştirmek isteyenler. Kurumsal markaların finansal açıdan, pazar açısından ve insan kaynakları açısından büyük değer kattığı görülen itibarın; yaratılması, korunması ve yönetilmesi artık bir zorunluluktur. Kısacası İtibar Yönetimi; kişisel veya kurumsal olarak çalışanlar için; müşteriler, yatırımcılar, hissedarlar vb. gibi grupların sizin organizasyonlarınıza ait düşünce, bilgi ve duygusal tepkilerinin kontrol edilmesi ve yönlendirilmesi faaliyetlerini kapsamaktadır.
Taner Özgür : Politikacılara Hitap Danışmanlığı yapıyorsunuz? Çalıştığınız politikacılar kimlerdir, nasıl bir deneyim yaşadınız?
Nazlı Demircioğlu : Bu soruyu cevaplayamayacağım çünkü siyaset ortamını hiç bir zaman bir reklam mecrası olarak görmedim. Profesyonel olarak danışmanlık sağladığım pek çok politikacının ve o camiada boy gösteren pek çok kıymetli danışanlarımın kimliklerinin her şartta gizli kalmasını sağlamak her daim benim prensibimdir.
Taner Özgür : Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Nazlı Demircioğlu : “Başarıyı yakalamak, denizin ortasında fırtınaya yakalanmak gibidir. Kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğunla ilgilenmez. Çünkü herkes gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.” Bu keyifli söyleşi için size ve medya grubunuza çok teşekkür ederim.
Hiç yorum yok